Sık Sorulan Sorular

a) Marka Nedir?

Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi ve ambalajlarının gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretlerdir. Marka, mal veya ambalajı ile birlikte tescil ettirilebilir. Bu durumda mal veya ambalajın tescili marka sahibine mal veya ambalaj için inhisari bir hak sağlamaz.

SayfaBaşı

b) Hizmet Markası Nedir?

Bir işletmenin hizmetlerini diğer işletmelerin hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işarettir.

c) Ortak Marka Nedir?

Ortak marka, üretim veya ticaret veya hizmet işletmelerinden oluşan bir grup tarafından kullanılmak üzere, grubu oluşturan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işarettir.

d) Garanti Markası Nedir?

Garanti markası, marka sahibinin veya marka sahibine iktisaden bağlı olan bir işletmenin mal veya hizmetlerinde kullanılmamak koşuluyla, marka sahibinin kontrolü altında birçok işletme tarafından o işletmelerin ortak özelliklerini, üretim usullerini, coğrafi menşelerini, ve kalitesini garanti etmeye yarayan işarettir.
Hangi Durumlarda Marka Sahibinin, İzni Olmaksızın kullanılan, markasının kullanılmasını önleme hakkı vardır? 
Aşağıda belirtilen hallerde marka sahibinin, izni alınmadan markasının kullanılmasının önlenmesini talep etme yetkisi vardır.

Markanın tescil kapsamına giren aynı mal veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli markayla aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması,

Tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk üzerinde, işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması,

Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamı mal veya hizmetlerle benzer olmayan mal veya hizmetlerde kullanılması halinde, tescili istenen işaretin kullanılmasıyla tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterine zarar vercek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması.
Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı Uyarınca Hangi Faaliyetler Kısıtlanabilir? 
İşaretin mal veya ambalajı üzerine konulması,

İşareti taşıyan malın piyasaya sürülmesi veya bu amaçla stoklanması, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi veya o işaret altında hizmetlerin sunulması veya sağlanması,

İşareti taşıyan malın ithali veya ihracı,

İşaretin teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarda kullanılması.
556 sayılı Kararname'nin, tescilli markalara sağladığı koruma

a) Markanın tescil kapsamına giren aynı veya benzeri mal veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli markayı, benzerlerini ve halk üzerinde tescilli marka ile karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki herhangi bir işaretin izinsiz kullanılmasının önlenmesini isteme,

b) Tescilin hukuki olarak sağlayacağı tescilli bir markanın başkasına devir edilebilirliği, miras yolu ile intikal edilebilirliği, kullanma hakkının lisans konusu olabilirliği, rehin ve teminat olarak gösterilebilirliği gibi haklardır.

Bu tür haklar başvurular için de geçerlidir.

Tescilsiz marka kullananlar, belirtilen bu haklardan yararlanamazlar.
a) Markanın tescil kapsamına giren aynı veya benzeri mal veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli markayı, benzerini ve halk üzerinde tescilli marka ile karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki herhangi bir işaretin izinsiz olarak mal veya ambalajı üzerine konulması işareti taşıyan malın piyasaya sürülmesi veya bu amaçla stoklanması, teslim , edilebileceğinin teklif edilmesi veya o işaretin altında hizmetlerin sunulması veya sağlanması, işareti taşıyan malın ithali veya ihracı, işaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarda kullanılması,

b) İzinsiz olarak markanın veya benzerinin taklit edilmesi,

c) Bilndiği veya bilinmesi gerektiği halde markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak ve ya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için ithal etmek veya ticari amaçla elde bulundurmak,

d ) Sözleşmeye dayalı lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devir etmek ,

e) Yukarıda yazılı eylemlere katılmak veya yardımcı olmak veya bunları teşvik etmek veya hangi şekil ve koşulda olursa olsun bu eylemlerin yapılmasını kolaylaştırmak,

f) Kendisinde bulunan ve başkası adına tescilli bu markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini taşıyan ürünün veya ticaret alanına çıkarılan malın nereden alındığını veya nasıl sağlandığını belirtmekten kaçınmak, marka hakkına tecavüz sayılan hallerdir.

4128 sayılı Kanun'un 5. Maddesi ile 556 sayılı KHK'ya eklenen 61/A maddesinde belirtildiği üzere;

a)Marka hakkı sahibi olarak belirtilmesi gereken kimlik bildirimini gerçeğe aykırı olarak yapanlar, marka koruması olan bir eşya veya ambalajı üzerinde konulmuş, marka koruması olduğunun belirten işareti yetkisi olmadan kaldıranlar, kendisini haksız olarak marka başvurusu veya marka hakkı sahibi olarak gösterenler hakkında, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezasına ve üçyüz milyon liradan 600 milyon liraya kadar para cezasına,

b)Hak ve alakası olmadığını veya tasarruf yetkisi bulunmadığını bilmesi erektiği halde, marka korumasına ilişkin mevzuatın devir ve intikal, rehin ve haciz ile ilgili maddelerinde yazılı haklardan birini veya bu hakla ilgili lisansı başkasına devreden, veren, rehneden, bu haklar üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunanlar ile korunan bir marka hakkının sahibi olmadığı veya koruma süresinin bittiği veya marka hakkının hükümsüzlüğü veya marka korumasından doğan hakkının sona ermesi durumlarında; kendisinin veya başkasının imal ettiği veya satışa çıkardığı eşyaya veya ambalajlarına veya ticari evrakına veya ilanlarına, hukuken korunan bir marka hakkı ile ilgili olduğu kanısını uyandıracak şekilde, işaretler koyan veya bu amaçla yazılı ve görsel basındaki ilan ve reklamlarda, bu tarzda yazı, işaret veya ifadeleri kullananlar hakkında, iki yıldan üç yıla kadar hapis cezasına ve altıyüz milyon liradan bir milyar liraya kadar para cezasına,

c)Kararnamenin 61 inci maddesinde yazılı fiillerden birini işleyenler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına ve altıyüz milyon liradan bir milyar liraya kadar para cezasına, ayrıca işyerlerinin bir yıldan az olmamak üzere kapatılmasına ve aynı süre ticaretten men edilmelerine hükmolunur.

d)Yukarıda yazılı suçlar, hizmetlerini yaptıkları sırada bir işletmenin çalışanları tarafından doğrudan doğruya veya emir üzerine işlenmişse çalışanlar ve suçun işlenmesine mani olmayan işletme sahibi, müdür veya temsilcisi ve hangi ünvan ve sıfatla olursa olsun işletmeyi fiilen yöneten kişi de cezalandırılır. Bir tüzel kişinin işleri yürütülürken bu maddede sayılan suçlardan biri işlenirse, tüzel kişi, masraflar ve para cezasından müteselsilen sorumlu olur.

e)Fiile iştirak edenler hakkında olayın mahiyetine göre Türk Ceza Kanununun 64,65,66 ve 67 nci maddeleri hükümleri uygulanır. Bu maddede sayılan suçlardan dolayı kovuşturma şikayete bağlıdır.

f)Marka korumasından doğan hakları tecavüze uğrayanlar, Enstitü 5590 veya 507 sayılı kanunlara tabi kuruluşlar ve Tüketici Dernekleri de şikayet hakkına sahiptir. Şikayetin fıil ve failden haberdar olma tarihinden itibaren iki yıl içinde yapılması gerekir. Bu kapsamdaki suçlarla ilgili şikayetler acele işlerden sayılır.
Türkiye'de marka korumasında; Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ikametgahı olan veya sınai veya ticari faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişilerce veya Paris Sözleşmesi yahut Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması'na taraf devlet vatandaşı olarak başvuru hakkına sahip kişiler yararlanır.

Yukarıdaki paragraf kapsamına girmemekle beraber, Türkiye Cumhuriyeti uyruğundaki kişilere kanunen veya fiilen marka koruması tanınmış yabancı devletlerin gerçek veya tüzel kişileri de karşılıklılık ilkesi uyarınca 'Türkiye'de marka korumasından aynı şekilde yararlanır.
Bir ülkenin; kendi vatandaşlarına diğer ülkede belirli konularda hak tanınması halinde; buna karşılık olmak üzere, anılan diğer ülkenin vatandaşlarına benzer hakları tanıması veya ulusal muamele ilkesini uygulaması karşılıklılık ilkesi olarak tanımlanmaktadır. Bu ilke hukuken veya fiilen (de facto) uygulanabilir. Karşılıklılık iki ülke arasındaki ikili anlaşma ile hukuken sağlanabileceği gibi, bir hukuki metin olmamakla birlikte fiili uygulama ile de tesis edilmiş olabilir.
Tescilli bir markanın, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde, haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde, marka iptal edilir. Bu gibi durumlarda iptal yetkisi yetkili mahkemelere aittir.
a)Tescilli markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden markanın farklı unsurlarla kullanılması,

b) Markanın yalnız ihracat amacıyla mal yada ambalajlarında kullanılması,

c) Markanın marka sahibinin izni ile kullanılması,

d) Markayı taşıyan malın ithalatı,

markayı kullanma sayılan durumlardır.
Marka devri; markanın tescil edildiği mal veya hizmetlerin tamamı veya bir kısmı üçüncü şahıslara devredilmesidir.

Mahkeme kararının sonucu olan devir hariç markanın devri yazılı olarak yapılır ve devir sözleşmesi taraflarca imzalanır. Markalar siciline kaydedilmeyen devir, üçüncü kişilere karşı marka hakkı olarak ileri sürülemez.

Bir işletmenin aktif ve pasifleri ile birlikte devri, aksi kararlaştırılmamışsa, işletmeye ait markaların da devrini kapsar. Bu hüküm, işletmenin devrine, sözleşmeden doğan yükümlülük halinde uygulanır.

Marka devrinin sicile işlenmesi için, markanın tescil edildiği mal veya hizmetlerin coğrafı kaynağı kalitesi veya markanın kendisi ile ilgili olarak halkı yanılgıya düşürebilecek nitelikte ise, yeni marka sahibi halkı yanılgıya düşürmeyecek şekilde mal veya hizmetlerde marka tescilinin sınırlı bir hale getirilmesini kabul etmesi gerekir.

Ayrıca tescilli bir markanın devri sırasında, devredenin, aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ve benzer mal veya hizmetler için tescilli başka markaları bulunuyorsa, bu markalarının da devredilmesi gerekir. Aksi halde devir işlemi Enstitü tarafından yapılmaz.
Tescilli bir markanın kullanım hakkı (lisans) tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı veya tamamı lisans yoluyla üçüncü kişilere verilebilir.

Lisans inhisari lisans veya inhisari olmayan lisans şeklinde verilebilir. İnhisari lisans söz konusu olduğu zaman, lisans veren başkasına lisans veremez ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça kendisi de markayı kullanamaz. Lisans sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü kişiler tarafından marka sahibinin markadan doğan haklarına tecavüz edilmesi durumunda, marka sahibinin yasalar uyarınca açabileceği davaları kendi adına açabilir. İnhisari olmayan lisans sahiplerinin dava açma hakkı yoktur.

Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa lisans sahipleri, lisanstan doğan haklarını üçüncü kişilere devredemez veya alt lisans veremez. Lisans hakkı alan kişi, markanın koruma süresinde markanın kullanılmasına ilişkin hertürlü tasarrufta bulunabilir.

Marka sahibi, talimatlarıyla uygunluk içinde, lisans alan tarafından üretilen malın veya sunulan hizmetlerin kalitesini garanti edecek önlemleri alır.

Sözleşme şartlarının lisans alan tarafından ihlali halinde, tescilli bir markadan doğan haklar, lisans alana karşı, dava yoluyla ileri sürülebilir.

Lisans markalar siciline kayıt edilmediği sürece, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Marka sahibinin tescil sonrası unvanını, şirket neviini (çeşidini) ve adresini değiştirmiş olması durumudur. Bu değişikliklerin markalar siciline işlenmesi gerekir.

Söz konusu değişiklikler ya marka sahibinin talebi üzerine yapılır, ya da marka sahibinin yeni bir marka başvurusu sırasında tesbit edildiğinde, markalar sicilinde adına kayıtlı bulunan markalarının ve başvurularının tamamı üzerinde bu değişikliklerin yapılması Enstitü tarafından istenir ve yapılır. Bu tür değişiklikler marka tescil başvurularına da uygulanabilir.
Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır. Bu süre onar yıllık dönemler halinde sonsuz sayıda yenilenebilir.

Koruma süresi sona eren marka, sahibinin veya onun yetkili kıldığı vekilin talebi halinde yenilenir. Yenileme talebinin yapılması koruma süresinin sona erdiği ayın son gününden önceki altı ay içinde gerçekleştirilir. Bu sürenin kaçırılması durumunda, yenileme talebi, ek ücret ödenmesi koşuluyla, koruma süresinin sona erdiği ayın son gününden itibaren altı aylık süre uzatımı içinde de yapılabilir.

Yenileme süresi mevcut tescilin sona erdiği gün başlar. Yenileme sicile kayıt edilir ve yayınlanır. Koruma süresinin bitiminden itibaren altı aylık süre içerisinde yenilenmeyen markalar hükümsüz sayılır.
İki nedenle marka hakkı sona erer:

Markanın süresi içinde yenilenmemesi, Marka sahibinin marka hakkından vazgeçmesi.
Marka sahibi, yazılı olarak Enstitüye bildirmek üzere, markanın kullanılacağı malların veya hizmetlerin tamamından ya da bir kısmından vazgeçebilir. Vazgeçme marka siciline kayıt tarihi itibariyle hüküm doğurur.

Marka siciline kayıt edilmiş hakların ve lisans sahiplerinin izni olmadıkça marka üzerinde, bir üçüncü kişi tarafından hak sahipliği iddia edilmekte ise, onun izni olmadıkça da marka hakkından vazgeçilemez.
Marka sahibinin uğradığı zarar, sadece fıili kaybın değerini değil, ayrıca marka hakkına tecavüz dolayısıyla yoksun kalınan kazancı da kapsar.

Yoksun kalınan kazanç, zarar gören marka sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden birine göre hesap edilir.

a)Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanılması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre,

b) Marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre,

c) Marka hakkına tecavüz edenin, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödenmesi gereken lisans bedeline göre.

Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında özellikle markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi ve tecavüz sırasında markaya ilişkin lisansların sayısı ve çeşidi gibi etkenler gözönünde tutulur.

Marka üzerinde tasarruf yetkisi olan kişi, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında belirtilen değerlendirme usullerinden birini seçmişse; mahkeme, ürünün satışında markanın ekonomik bakımdan önemli bir katkısının bulunduğu kanaatına vardığı takdirde, kazancın hesaplanmasında makul bir payın daha eklenmesine karar verir.

Markanın ilgili ürüne ekonomik bakımdan önemli bir katkısının olduğunun kabul edilebilmesi için, ilgili ürüne olan talebin oluşmasında markanın belirleyici etken olduğunun anlaşılmış olması gerekir.
Marka sahibinin izni olmaksızın, marka taklit edilerek üretilen ürünü üreten, satan, dağıtan veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkaran veya bu amaçlar için ithal eden veya ticari amaçla elde bulunduran kişi, hukuka aykırılığı gidermek ve sebep olduğu zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Taklit markayı herhangi bir şekilde kullanmakta olan kişi, marka sahibinin markanın varlığından ve tecavüzden kendisini haberdar etmesi ve tecavüzü durdurmasinı talep etmesi halinde veya kullanmanın kusurlu bir davranış teşkil etmesi halinde, sebep olduğu zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
556 sayılı KHK'nin 68 inci maddesi 'Markanın İtibarı' başlığı altında "Marka hakkına tecavüz eden tarafından markanın kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanılması sonucunda, markanın itibarı zarara uğrarsa, marka sahibi, bu nedenle, ayrıca tazminat isteyebilir. " hükmü ile marka sahibinin tazminat isteyebileceğini hüküm altına almıştır.
Türkiye dışındaki bir ülkede marka tescil ettirmek için, öncelikle marka tescili yapılacak ülkenin Paris Sözleşmesi yahut Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması'na üye olması, bu anlaşmaları kabul etmemiş olmakla birlikte karşılıklılık ilkesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti uyruğundaki kişileri kanunen veya fiilen marka koruması tanınmış veya tanıdığını yazılı olarak bildirniş olması gerekir.

Marka, tescil edildiği ülkeye münhasırdır. Bir marka, tescil ettirileceği ülkenin kanun ve kurallarına uygun olarak tescil ettirilebilir.
Patent başvurusu veya patent başkasına devir edilebilir. Devir işleminin patent siciline kayıt edilebilmesi için aşağıda sayılanlarla başvuruda bulunulmalıdır.

a. Dilekçe,

b. Devreden ve devralan tarafından imzalanmış ve imzaları onaylanmış devir belgesi,

c. Patent belgesi aslı veya belge aslı sunulamıyorsa onaylı patent belgesi düzenlenmesine ilişkin talep,

d. Ücret listesinde belirtilen ücretin ödendiğini gösterir belge,

e. Vekaletname
Bir işletmeye ait mal veya hizmetleri diğer işletmelerinkinden ayırt edici özelliği bulunmayan, çizimle görüntülenemeyen veya benzer biçimde ifade edilemeyen, baskı yoluyla yayınlanamayan işaretler,

Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olan markalar,

Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları tek başına içeren markalar,

Malın özgün doğal yapısından ortaya çıkan şeklini veya bir teknik sonucu elde etmek için zorunlu olan, kendine malın şeklini veya mala asli değerini veren şekli içeren işaretler,

Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafı kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markalar,

Yetkili makamlardan kullanmak için izin alınmamaış ve dolayısıyla Paris Sözleşmesi'nin 2 inci mükerrer 6 ıncı maddesine göre reddedilecek markalar,

Paris Sözleşmesi'nin 2 inci mükerrer 6 ıncı maddesi kapsamı dışında kalan ancak kamuyu ilğlendiren, tarihi, kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilğli mercilerin tescil izni vermediği diğer armalar, amblemler veya nişanları içeren markalar,

Sahibi tarafından izin verilmeyen Paris Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ıncı maddesine göre tanınmış markalar,

Dini değerleri ve sembolleri içeren markalar,

Kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı markalar, redde neden olabilecek işaretler ve markalardır,
Bir marka, tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise 7. maddenin b,c ve d bentlerine göre tescili reddedilemez.
Rüçhan, önceden doğan hak nedeniyle sıralamada öne geçme hakkıdır. Önceden doğan hak, bir başka ülkede tescil başvurusu, tescil, sergileme gibi yollarla elde edilir.

Marka tescil başvurularında iki yolla rüçhan hakkı elde edilmektedir.

1- Uluslararası sözleşmelere dayanan marka tescil başvurularından doğan rüçhan hakkı: Türkiye'de rüçhan hakkından yararlanabilmek için Paris Sözleşmesi'ne üye ülkelerden birinde, bir markanın tescili için usulüne uygun olarak yapılan başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde aynı markayı Türkiye'de tescil ettirmek için yapacakları başvuruda rüçhan (öncelik) hakkından yararlanabilirler.

2- Marka tescil ettirilebilecek ülkelerdeki ulusal veya uluslararası düzeyde resmi olarak açılan sergilerde mal veya hizmetlerini sergileyenler, sergideki gösterim tarihinden itibaren altı ay içinde Türkiye'de marka tescil ettirmek için başvuru yaptıklarında rüçhan hakkından yararlanabilirler.

Rüçhan hakkından yararlanmak isteyenler, uluslararası sözleşmelere dayanan başvurudan veya sergilerdeki gösterim hakından doğan rüçhan hakkını kullanma konusunda durumlarını resmi olarak belgelendirmelidirler.

Başvuru tarihi itibariyle hüküm ifade eden marka rüçhanlı başvurunun değerlendirmedeki önceliği rüçhan tarihinde başlar.
Marka tescil başvurusu usulüne uygun olarak yapılan ve tescil edilmesini engelleyen herhangi bir neden olmayan marka tescil başvurularının üçüncü kişilerin görüş ve değerlendirmesine açık olmak üzere Resmi Marka Bülteni'nde ilan edilmesidir. Bir marka tescil başvurusunun, tescil edileceğinin resmi olarak kesinleşmesi için Resmi Marka Bülteninde yayınlanarak üç ay ilanda kalması ve bu süre içinde üçüncü kişiler tarafından tescil başvurusuna herhangi bir itiraz gelmemiş olması gerekmektedir. Tescil başvurusuna başvurunun reddi ile sonuçlanacak bir itirazın gelmemiş olması gerekmektedir.
Markanın sağladığı haklar üçüncü kişilere karşı tescilli yayın tarihi itibariyle hüküm ifade eder. Markanın tescili için yapılacak başvurunun yayınlanmasından sonra doğabilecek durumlarla ilgili olarak tazminat başvurunun yayını ile doğan haklar, tescilin yayını ile birlikte tescilli markadan doğan hakların kapsamı içinde değerlendirilir. Mahkeme öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayınlanmasından önce karar veremez.
Tescille doğan hakların kapsamında istisna, dürüstçe ve ticari veya sanayi konularıyla ilgili olarak kullanılmaları koşuluyla üçüncü kişilerin, ad ve adresini, mal veya hizmetlerle ilgili cins, kalite, miktar, kullanım amacı, değer, coğrafı kaynak, üretim veya sunuluş zamanı veya diğer niteliklere ilişkin açıklamaları kullanmaları marka sahibi tarafından engellenemez.
Tescilli bir markanın tescil kapsamındaki mal üzerine konularak, marka sahibi tarafından veya onun izniyle Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulmasından sonra piyasaya sürülen bu mallarla ilgili fıiller marka tescilinden doğan hakkın kapsamı dışında kalır.

Marka sahibinin yukarıdaki Paragraf kapsamına girmesine rağmen, malın piyasaya sunulmasından sonra üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçlı kullanmalarını önleme yetkisi vardır.
Yetkili mahkeme tarafından karar verilebilecek hükümsüzlük halleri şunlardır:

556 sayılı KHK'nin 7. maddesinde sayılan haller. Ancak 7. maddenin (i) bendinde belirtilen tanınmış markalarla ilgili davanın tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde açılması gerekir. Markanın tescilinde kötü niyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir.

Kararnamenin 8. maddesinde sayılan haller. Ancak 8. maddenin son fıkrası çerçevesinde açılan davada önceki hak sahibi koruma süresinin bitiminden itibaren iki yıl içerisinde markasını kullanmamışsa bu bir hükümsüzlük nedeni sayılmaz.

Kararnamenin l4.maddesinde belirtilen kullanıma aykırılık. Ancak beş yılın dolması ile davanın açıldığı tarih arasında ciddi biçimde kullanma hükümsüzlük nedeni sayılmaz. Dava açılacağı düşünülerek kullanma gerçekleşmiş ise, mahkeme davanın açılmasından önceki üç ay içerisinde gerçekleşen kullannıayı dikkate almaz.

Marka sahibinin davranışları nedeniyle marka mal ve hizmetler için yaygın bir ad haline gelmesi,

Hak sahibi veya yetkili kıldığı kişi tarafından kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetlerin niteliği, kalitesi, üretim yeri ve coğrafı kaynağı konusunda halkta yanlış anlama ihtimalinin var olması,

Ortak ya da garanti markalarının teknik yönetmeliğine aykın kullanımı.

Hükümsüzlük nedenleri markanın tescil edildiği mal veya hizmetlerin bazılarına ilişkin bulunuyorsa, yalnız o mal veya hizmet ile ilgili olarak kısmi hükümsüzlüğe karar verilebilir.

Markanın hükümsüzlüğünü, zarar gören kişiler, Cumhuriyet Savcıları ve ilgili resmi makamlar ilgili mahkemeden isteyebilir.
Markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde karanın sonuçları geçmişe etkilidir. Ancak marka sahibinin kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan, zararın giderilmesine ilişkin tazminat talepleri saklı kalmak üzere hükümsüzlüğün geriye dönük etkisi şu durumları etkilemez:

Markanın hükümsüz sayılmasından önce, bir markaya tecavüz sebebiyle verilen hukuken kesinleşmiş ve uygulanmış kararlar.

Markanın hükümsüzlüğüne karar verilmeden önce, yapılmış ve uygulanmış sözleşmeler. Ancak hal ve şartlara göre, haklı sebeplerde hakkaniyet düşüncesi ile sözleşme uyarınca ödenmiş bedelin kısmen veya tamamen iadesi mümkündür.

Bir markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar herkese karşı hüküm doğurur
Enstitü nezdinde marka konularında işlem yetkisi olanlar;

a) Gerçek veya tüzel kişiler. Tüzel kişiler yetkili organları tarafından tayin edilen kişi veya kişilerce temsil edilir

b) Marka vekilleri. İkametgahı yurtdışında bulunanlar –Madrid Protokolü vasıtasıyla başvuruda bulunanlar hariç– ancak marka vekilleri aracılığıyla temsil edilirler.
Marka sahibinin ticari vekil veya temsilcisi adına marka sahibinin izni alınmadan marka tescili yapılması halinde; marka sahibi kullanım için yetki vermemişse ve ticari vekil veya temsilcinin haklı bir gerekçesi yoksa, marka sahibinin markasının kullanılmasına itiraz etme hakkı ve sözkonusu tescilin kendi lehine devredilmesini isteme yetkisi vardır.
Hayır. Avrupa'da tescilli veya kullanılan her markanın Türkiye'de de korunabilmesi için kesinlikle Türkiye'de de tescil edilmesi gerekir.
Madrid Protokolü 01.01.1999 tarihi itibarıyla ülkemizde uygulanmaya başlamıştır. Madrid Sistemi ile –protokole taraf ülkelerde olmak kaydıyla- tek bir dil kullanarak tek bir başvuru ile markaların uluslar arası tescilinin yanısıra yenileme, devir, unvan ve adres değişiklikleri, eşya sınırlamaları gibi değişikliklerin tek bir basit işlemle uluslararası Sicile kaydedilmesi amaçlanmıştır.
Uluslararası başvuru; Madrid Protokolü’ne taraf olan bir ülkede gerçek ve etkin sınai veya ticari bir kuruluşu olan veya o ülkede yerleşik olan veya o ülkenin tabiyetinde olan bir gerçek veya tüzel kişi tarafından yapılabilir. Uluslararası tescilin sağlanabilmesi için öncelikle ilgili menşe ofiste tescilli bir markanın veya başvurunun bulunması zorunludur ve bu tescilde veya başvuruda eşya listesinin genişletilmesi mümkün değildir.
Uluslararası tescilli marka; menşe ofiste başvuru halinde bulunan veya tescil edilen esas markaya uluslararası tescil tarihinden itibaren beş yıl bağımlı kalır. Eğer bu süre içinde menşe ofisçe tescil edilen marka (yani esas tescil) mahkeme kararı ile veya marka sahibi tarafından iptal edilirse uluslararası tescil de iptal edilir. Uluslararası tescilin menşe ofise yapılan bir başvuruya dayandığı durumda ise; başvuru beş yıllık süre içinde reddedilir, geri çekilir yada başvurudan kaynaklanan tescil bu süre içerisinde hükümsüz kalır ise uluslararası tescil de iptal edilir. Uluslararası tescil tarihinden itibaren beş yıllık sürenin bitiminden sonra uluslararası tescil, esas başvurudan veya esas tescilden bağımsız hale gelir.
Uluslararası marka tescilinin de koruma süresi on yıldır. Uluslararası Büro, marka sahibine veya vekilin uluslararası koruma süresinin bitiminden önceki altı ay içinde bir hatırlatma yaparak sürenin bitmekte oludğunu bildirir.
Bilgisayar veya daktilo ile eksiksiz ve doğru olarak doldurulmuş başvuru formu (eksiksiz olarak doldurulmuş “Ücret Hesaplama Sayfası” ile birlikte; uluslararası marka tescil başvurusu işlem ücretinin yatırıldığını gösterir banka dekont aslı; başvuru sahibinin ticaretle, imalatla uğraştığını gösterir belge aslı veya sureti.